Ayşen26.11.2025 13:28Enbiya Suresi ile günüme tevekkül ediyorum Bismillahirrahmanirrahim Nûh’un sabrıyla dua ediyorum
Ya Rabbi
Hz Nûh’a yağmurla verdiğin bereketi bize de ver.
Darlığımızı genişliğe çevir, gönlümüze ferahlık indir.
Hz İbrahim’in teslimiyetiyle yalvarıyorum
Ya Rabbi…
Ateşi güle çeviren kudretinle,
ateş gibi yakan geçim sıkıntılarımızı serinlet.
Helalinden, hayırlısından rızık kapıları aç.
Eyyûb’un duasıyla sığınıyorum
Ya Rabbi…
Eyyûb’a verdiğin o sonsuz şifa ile bedenimize de şifa ver.
Hastalığımızı sağlığa, yorgunluğumuzu huzura çevir.
Ayşen26.11.2025 13:26İmkânsız dediler
künefeye Kün’ünü bilmeden
Rabbim Ol dedi mi,
gönül darlığı genişliğe,
dertler devaya,
azlık berekete dönüşüyor
Bir sûre düşün
İçinde Nûh’un sabrı,
İbrahim’in teslimiyeti,
Eyyûb’un duası,
Yûnus’un tövbesi olan bir sûre
Her biri insana bir nefes, bir güç, bir yol öğretiyor.
Ayşen26.11.2025 13:23Çok ilginç değil mi?
Kur’an’ı güzel bir sesle, makamlarla okuyunca insanlar seni över, hatta ödüllendirirler.
Ama aynı Kur’an’ın anlamını açıkça, etkileyici bir şekilde anlatmaya başladığında
bir anda sana deli ya da tehlikeli gözüyle bakabilirler.
Peki neden?
Çünkü melodiler insanı duygulandırır, sakinleştirir, hatta uyutabilir…
Ama anlamlar, insanın aklını harekete geçirir, onu sorgulamaya, düşünmeye, uyanmaya çağırır.
İşte bu yüzden
Nağmeler uyutur manalar uyandırır.
Ayşen26.11.2025 13:21Ama herkes Kur’ân’ın ne söylediğini duyamaz. Çünkü duymak için gözün değil, gönlün açılması gerekir. Anlamak için kelimelere değil, o kelimelerin geldiği kaynağa yönelmek gerekir.
Kur’ân, uyanmış bir bilinçte bambaşka bir anlam kazanır.
Sanki her ayet insanın içindeki derinliğe doğru bir ip uzatır; o ipi tutan kişi hem kendi ruhunu hem de varoluşun sırrını fark etmeye başlar.
Ve işte o an…
Dünya bir rüya olmaktan çıkar rüyayı fark eden için hakikatin kapısı aralanır.
Ayşen26.11.2025 13:21İnsan hakikatin perdesi aralandığı o anlarda bambaşka bir kapının açıldığını fark eder. İşte tam o esnada, Kur’ân da bambaşka bir şekilde dile gelmeye başlar. Artık sadece gözün gördüğü satırlar değil, kalbin duyduğu bir ses olur.
Kur’ân’ın sana söylediği nağmeler, kelimelerin ötesine geçer anlam, sesin ardındaki sessizliğe doğru genişler. O anda insan, Ben kimim? Neden buradayım? Bu yolculuğun aslı ne? diye sorarken kendi iç âleminde ezelî bir yankı duyar. Ve bu yankı, Rabbin ona unuttuklarını hatırlatan ince bir çağrıdır.
Herkes Kur’ân’ı okuyabilir…